12 Nisan 2009 Pazar

LOST DİZİSİNİN S. KING'IN KARA KULE SERİSİNDEN ESİNLENMİŞ OLMA İHTİMALİ

Oldukça uzun bir başlık, bakalım yazı bizi nereye götürecek. Açıkçası fazlaca detaya girip hem kitabın hem de dizinin tadını kaçırmak istemem. Bu arada adamlar kitabın aynısını çekmişler gibi bir algılama yaratmak niyeti ile bu yazıyı yazmış da değilim. Dizi ve kitabın felsefesi, olayların gelişimi, karakterler vb konulardaki benzerliklere dikkati çekmek gibi bir amacım var.

Lost dizisini bilmeyen hemen hemen yoktur ama Kule serisi ile ilgili bir ufak giriş yapmakta fayda görüyorum.
Kule serisi, Stephen King abimizin tüm yazarlık maharetlerini ve karanlık beynindeki fantazileri tek tek aktararak meydana getirdiği 7 ciltlik serisinin adıdır. Orjinal adı "The Dark Tower"dır.

Temelde Kara Kule'ye ulaşmak için çabalayan silahşör Roland Deschain (ki bana oldum olası John Locke karakterini anımsatmıştır) ve ka tet'inin mücadelesi anlatılıyor. King eseri ile ilgili olarak kendi "yüzüklerin efendisi" serisini yaratmak üzere yola çıktığını söylemiştir. Şahsi kanaatim bunu da başarmıştır. Bununla beraber yazarlığa başladığı ilk günlerden itibaren eserlerini bu seriyle ilişkili olacak şekilde yazmıştır. Dolayısı ile her kitabı ile öyle veya böyle ilişkili karakter ve mekanları da bu seride görmek mümkündür.
Tabi şimdi meseleyi biraz açık hale getirmek gerekiyor. Kule serisinde "ka tet" olarak ifade edilen kavram, "çoktan oluşmuş tek" manasında kullanılan söz. Bir nevi takım ve sinerji kavramlarının bileşkesidir. Dolayısı ile bu çoktan oluşmuş tekin üyesi olan şahıslardan birinin halka dışına çıkması durumunda misyonlarını tamamlama imkanları bulunmamaktadır. Dönüp dizi ile mukayese ettiğimizde, ekibin tekrar ve birlikte adaya dönmeleri ve bölünen ka tet'i tamamlamak zorunlulukları bu noktada kule serisi ile kesişmektedir.

Diğer taraftan Locke karakterini de dikkate almak gerekiyor. Ada hakkında herkesten daha çok bilgisi olan, avcı ve pek çaktırmasada kendisi iyi bir savaşçı. Fazla konuşmaması ve bildiğini kendine saklaması da ayrı bir özelliği. Kule serisinin esas oğlanı Roland da tam bu özelliklere uyan bir karakter. Nasıl ki Locke adanın (ve tabi others denilen ekibin) kontrolünü eline almak istiyorsa Roland karakteri de kule için aynı mücedele içerisinde.

Kate karakteri ise kişilik bölünmesi kısmı hariç Detta Holmes karakteri ile uyumlu görünüyor. Suça ve erkek milletini ayartmaya meyilli bir karakter. Doğuştan savaşçı ve inatçı.

İyi bilinen karakterlerden Sawyer ise seriden Eddie Dean karakteri ile eşleşebiliyor. Suça meyilli, rahat yalan söyleyebilen, fazla sorumluluk sevmeyen bir karakter. Kate ile olan ilişkisi ise Kule serisinde Eddie ve Detta arasında yaşanıyor. Eddie karakteri madde bağımlısı olduğu için Charlie karakteri ile de kesişiyor ama şahsi kanaatim Sawyer karakteri ile daha çok ortak özelliği bulunduğu yönünde.

Peder Callahan karakteri ile Jack Sheppard (ikisinin de sonu aynı mı oldu nedir), Walt karakteri ile Jake Chambers, Benjamin Linus karakteri ile Randall Flag, Charlie (char kule serisinde konuşulan yüksek dilde ölüm demektir) ile Alain Johns karakteri, Kızıl Kral karakteri ile Kara Duman/Jacob da hemen hemen kafa kafaya gitmesi muhtemel diğer karakterler. Tek tek hepsinin ortak özelliklerini yazmaya alenen erindiğimi belirtmek isterim.

Bu arada kule serisine paralel olarak niteleyebileceğimiz "Kara Ev" ve "Tılsım" kitaplarındaki esas çocuğun adını bilen yada hatırlayan var mı? Çocuğun adı "Jack Sawyer". Belki bir çağrışım yapmıştır..

Bunlar karakterler arasındaki ufak tefek benzerlikler. Oysa ada ve kule arasında da çok net benzerlikler var. Öyle ki her ikisi de belli bir noktaya kadar irade ve bilinç sahibi. Durumları değiştirebilme güçleri var. Varlıkları aynı zamanda belli bir enerjiyi ve elde edilmek istenen gücü de temsil ediyor. İkisine giden yolda da zaman ve mekan arası geçişler sıklıkla yaşanıyor. Karakterler üzerinde oldukça baskın etkiye sahipler, varlıkları karakterlere inanılmaz bir baskı oluşturuyor. Yine belirli bir noktada her ikisi de varolmak ve varoluş için bir gerekçe ve aynı şekilde varoluşun sebebi olarak da değerlendiriliyorlar. Paralel evrenler arası geçişlerin odak noktasında bulunmaları da bir diğer önemli ortak özellikleri.

Desmond'un meşhur sözü "See you in an other life brother"ı (başka bir hayatta görüşürüz kardeşim) unutmamak lazım. Kule serisinde Jake'in ölmeden önce silahşöre söylediği "Öyleyse git, bundan başka dünyalar da var" sözüne benzerliğine dikkat çekmekte fayda görüyorum. İki sözde de paralel evrenler ifade ediliyor ve sözlerin sahipleri söyledikleri kişilerle bir şekilde yeniden paralel evrenlerde bir araya geliyorlar. Diğer taraftan bu paralel evrenlerden birinde ölmüş olan karakterin diğerinde hala hayatta olma durumu ve paralel evrendekilerin hayatta olan karaktere erişimi ile iki evrenin birleşmesinin de benzerlikler taşıdığı gözümüzden kaçmıyor tabi ki.

Tabi bütün bunların dışında dizinin yaratıcıları olan Abrams biraderlerin S. King ve eserlerine olan yoğun ilgileri de açıkça biliniyor. Son olarak Kara Kule serisinin film haklarını da yazardan aldıklarını belirtmekte fayda var. Biraderler ve King bu iş için 19 Amerikan dolarına anlaştıklarını belirttiler. Bu arada 19 rakamı ile ilgili de bir iki şey belirtmek lazım. Kule serisinde 9, 19 ve 100 rakamları belirli noktalarda hem anahtar görevi görüyorlar hem de kısmen kutsal kabul ediliyorlar. Sanırım dizinin ilk iki sezonunda kafamızı her defasında karıştıran (4 8 15 16 23 42) rakamları kimse unutmamıştır.

Kuzey Merkez Pozitronik Şirketi ile Dharma arasındaki benzerlik ise gözümüze gözümüze batan bir diğer benzerlik olarak ortaya çıkıyor. Değerlendirmeden geçemedim bunu da.

Aslında daha sayılabilecek pek çok kesişim noktası var ama şimdilik bu kadar yeter sanıyorum.

Hiç yorum yok: